Sagopa Kajmer & Kolera – Bir Dizi iz
// Haziran 26th, 2010 // No Comments » // Hayat
// Haziran 26th, 2010 // No Comments » // Hayat
// Ocak 12th, 2010 // No Comments » // Hayat
Romatizma eden romanlarin incelendigi bilim dali. yuzyillik yalnizlik dinmeyen yagmurlari ile yirminci yuzyilda bu oldurmeyen ama surunduren hastaligin yeniden hortlamasina neden olmustur. modern edebiyat bazi antikorlar uretmistir misal colde cay.
(bustrofedon)
———-
romantizma ağır bir kalp rahatsızlığıdır. kalpte sebepsiz sızılar, durduk yere aşırı göz sulanması, odaklanamama ve sık sık gerçek dünyadan koparak hayallerle yaşama, kimi yerde ağır şizofreni ve/veya erotomania ile baş gösterebilir. hastalığa yakalanmış kişilerde, yaratıcılığın arttığı gözlemlense de, bu iyi yönlü yan etki progressive şiirlere vesile olarak kamuda ağır baskılar oluşturabilir. hastalıklı kişilerde; yağan yağmurun altında düşüncesizce koşma, kırlarda çiçek toplama arzusu gibi aşırı pozitif, ya da otobüs camından dışarı hüzünlü gözlerle bakarak uzun uzun düşünme gibi negatif yönlü duygular aynı anda gözlemlenebileceğinden, hasta yakınlarının dikkatli olması gerekmektedir. hastalığın en tehlikeli olduğu safha, kişinin tek başına ve yalnız hissettiği bir dönemde vuku bulmuş halidir. bu dönemlerde, göz sulanması çok daha fazla görülür.
hastalık ciddi derecede bulaşıcıdır. genelde hasta kişinin karşı cinsi bu bulaşıcılıktan etkilenmektedir. hastalık, dişilerde daha yoğun bir şekilde gözlemlenir. ancak bu hastalığın taşıyıcılığını yapan erkek bireyler de bulunmaktadır. hastalık bulaştığında, taraflar tedaviyi reddeder.
doğuştan bir bağışıklık ile bu hastalığa karşı korunanlar da bulunmaktadır. hastalık sahibi kişileri genelde tiye alan bu kişiler, romantizma hastalarında kötü yönde etki bırakacağından aynı ortamda bulunmaları tavsiye edilmez. ( islak karga )
——–
# ilk kez dinlemişim; aşık filan da değilmişim, güzel bi parçaymıştı..
aylar geçmiş; büyüdümüşüm, sagokolik de değilmişim henüz, sandığımdan da güzelmiş..
yıllar geçmiş; eşşek kadar olmuşum, sanırım aşık falan olmuşum ve bi o kadar da dolmuşum.. tüm hoparlörlere son ses yüklenmişim, ve boşalmak için (her anlamda) en uygun parçayı elbette ki sago arşivimden aramışım.. çok geçmeden -ve pek de zorlanmadan- romantizmayı seçmişim.. hoparlör son sesmiş, apartıman dayresindeymişiz efenimmiş, çok da tınmış.. tüm buhranların içinden su ararcasına ‘play play play’ denmiş ve mause’u buton üzerine getirerek tık yapmışım; destanın henüz 33. saniyesinde;
‘-kim hakiki kim samimi..’ diye haykırırken ‘bana cevab verin’ dahi diyemeden sagonun fabrikaları benimse ses tellerim çoktan iflas etmiştir..
283 sn sona erdiğinde ev kıyamet sonrası bi sükun içre kalmış; ben boşalmışım..
ertesi gün ise ‘dün sesim kısılana dek rap yaptım; sanırım kayda almalıydım’ cümlesinin derin manasını iliklerimde hissetmişim..
(trapperzones )
—-
aşk yağmurlarının gelişini haber veren hastalık. hepiniz tutulursunuz inşallah, leddalin amin.
(elmagnifico)
—-
dünyanın en iyi konsept albümlerinden biridir bence. zaten konsept albüm yapmanın üstadı olan sagopa kajmer beyefendi, bu albümde kesinlikle bir pesimistin gözyaşlarını aşmış, hatta kendisini de aşmış ve bambaşka bir dünya yaratmıştır. artık çıta çok yukarıda.
(beni maymunlar buyuttu)

// Aralık 20th, 2009 // No Comments » // Hayat
O kendisini ve yaşadıklarını en güzel şekilde anlatıyor. İzlemesini ve dinlemesini bilene tabi ki. Uyuşturucu ve içki batağının en dibinden normal bir hayata geçişin düşündürücü ve komik öyküsü. İzmir’de Eşrefpaşalılar olarak da meşhur birkaç kişiden biri. Ali Tuncay abi. Anlattığı fıkralara takılmayın, lafı bağladığı yeri anlamaya çalışın.
Size bu hayat karmaşa ve kargaşasında kimi zaman yılgınlık ,kimi zaman bıkkınlık getiren hayat safhalarında size güzel bir moral kaynağı olacak kendinize getirecek bir şiir takdim etmek istiyorum . Orman çocuğu yazarını belki daha önce hiç bu kadar tanımamıştınız “if” eğer şiiri lafı fazla hallaç pamuğuna çevirmeden sizi şiirle başbaşa bırakıyorum .
Bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
Ve bunun sebebini senden bildikleri zaman,
Eğer başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen,
Eğer sana kimse güvenmezken, sen kendine güvenir
Ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen,
Eğer beklemesinin bilir ve beklemekten de yorulmazsan,
Veya hakkında yalan söylenirse sen yalanla iş görmezsen,
Ya da senden nefret edilirde kendini nefrete kaptırmazsan,
Bütün bunlarla beraber ne çok iyi, ne de çok akıllı görünmezsen,
Eğer hayal edebilir de hayallerinin esiri olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
Ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen,
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından,
Ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen;
Ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
Ve eğrilmiş yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
Ve bir yazı tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen,
Ve kaybedip yeniden başlayabilir
Ve kaybın hakkında bir kelimecik olsun bir şey söylemezsen ;
Eğer kalp, sinir ve kaslarını eskidikten çok sonra bile işine yaramaya zorlayabilirsen,
Ve kendinde “dayan “ diyen bir iradeden başka bir güç kalmadığı zaman
Dayanabilirsen
Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
Ya da krallarla gezip karekterini kaybetmezsen,
Eğer ne düşmanların, nede sevgili dostların seni incitemezse,
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen,
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
Altmış saniyede koşarak doldurabilirsen,
Yeryüzü ve üstündekiler senindir.
Ve dahası , sen bir İNSAN olursun oğlu..
Rudyard Kipling
// Kasım 14th, 2009 // No Comments » // Hayat
Ezel, Ezel Dizisinden Unutulmayacak 2 Sahne, Unutamam be abi, Oysa herkes sevdiğini öldürür..
// Ağustos 16th, 2009 // No Comments » // Hayat
2007 de başka bir sitede yazdığım yazıyı gördüm eskileri karıştırırkene resimlere bakarak zaten anlaşılıyor :))))





Şu uzay cağına ne zaman geçicez
// Haziran 2nd, 2009 // No Comments » // Hayat
Yazıda bol argo-küfür vardır.Yazı alıntıdır.
Aziz nesin; “Türk halkının yüzde altmışı aptaldır” demişti çok evveliyatından hatırlarsınız düşünen çok az bir kısmınız belki ve ülke çalkalanmıştı adeta !
Kendini bu yüzde altmış içerisinde sayıp direkt olarak kendisine hakaret ediliyormuşçasına salyalar içerisinde tepki verenler, bu laftan dolayı hakkında açılan kamu davasında Aziz Nesin beraat edince tüm gazetelerin ilk sayfada yayınladığı “Aptallığımız tescillendi” manşetleri ve daha neler neler…
Bilirsiniz ki gündemi çarçabuk tüketen bir millet olduğumuzdan o da unutuldu gitti diğerleri gibi ardından..
Arada bir bizim gibi bir iki tane hastalıklı beyin çıkıp yazmadıkça işte..
Demem o ki; zamanında bu adam sırf bunu dedi diye idamına kadar götüreceklerdi işi, biraz daha gaza gelselerdi…
Zaten provokasyon dedin mi biz gelmeliyiz akla önce..
Birazdan benim diyeceklerim hakkında benim çoktan idam edilmem gerekir elbet ama sorun değil ben neyse ki zaten bir ölüyüm…
Ve en fazla düşünce suçlusu sayılabilirim bu durumda..
Unutmayın ki iki yüzlü bir milletiz öncelikle ! Her şeyde menfaat ve çıkar söz konusu olunca ! Birde bastırılmışlıklar başkaların da gün yüzüne çıktığında patlayıveriyoruz konu ne olursa olsun önemli değil amaç dejarz olmak zaten..
Ülke de homolar sahneler dışında haber bültenlerinde de taşınınca işin rengi değişti biliyorsunuz ki ! Bildiğinizden bile emin değilim ama ! Benim çocuğumda gay midir yoksa ben pasif bir gaymiyim korkusunda olanlar, ve bu haber yüzünden kendi yaralarından gocundukları için bu işi büyük bir gizlilikle yürütenler ağızlarından salyalar saçarak birden bağırmaya etrafa saldırmaya başladılar, sağda solda bir evham, bir panik…
Bu olay daha bir hiç elbet zaten anlatmaya kalksan hangi birini anlatacaksın ki ?!
1990’ lı yıllarda 8 tane uzun saçlı siyah giyen ve metal dinleyen genç biz sataniztiz ayin falan yapıyoruz toplu intihar yapacaktık diye çalkaladılar ortalığı o sekiz tane orospu çocuğu yüzünden şimdi saçı sakalı uzun olan siyah giyinen metal yada rock dinleyen herkese “ aa bak la satanist ha bunlar kedi kesiyorlar kedi” diye hala fısıldaşmakta, sokaktan geçerken bu tür lafları çekinmeden hayvansı temelli iğrenç sırıtışları altında sağa sola savurmakta sözde çok namusuna düşkün bıçkın delikanlılar aldıkları alkolün cesareti yada varoşlardan edindikleri esrarın dumanıyla sözde satanistlere sarmakta kaba bir tabirle yolda onlara takmakta ve bunu o basit dünyalarında ki arkadaş çevrelerine gururla anlatmaktalar. Gün içinde cinsiyetiniz ne olursa olsun size atılan birkaç laftan ve devamlı üzerinizde ki tabulu bakışlardan mutlaka payınızı almışsınızdır da afiyetle. Bu durumlarda köşe başlarında ki polislere sığınmayın kalkıp onlarda saçını uzatmasaydın tarzında son derece ukala bir tavırla yaklaşarak olayı daha karmaşık boyutlara taşıyorlar elbet. Bu durumda o günkü akıbetiniz dayak ve nezarethanedir. Ama dayak ve sopayla dövmez bu vatan sevgisiyle dolup taşan memurlar sırf size saygılarından özel kum basılmış copları vardır onların bilmesiniz bir çoğunuz ! Hayır anlamadığın konu şu polis ve askeriye hatta mebuslarda onca kişi trilyonları götürdü zamanında olay bir şekilde gene unutuldu ama şimdi kalkıpta bütün polisler askerler ve mebustakiler hırsızdır diyerek itham edilebilir mi ? Bu nasıl bir gericiliktir nasıl boş ve kısıtlayıcı bir düşünce biçimidir.. hatta düşünce biçimimidir onda bile kararsızım..
Neyse ki şimdi 4 yıllık canım güzelim saçlara kıydık vesselam, adam olduk tabi şimdi tabulu halkın deyimiyle. Akrabalarım bile pek sevindiler bu işe. Hatta saçlarımı kestirdim erkeğe benzedim diye kendi elleriyle sözde iş bulacaklar bana. Aferin bana !
Tabi iş… Millet benim kıçıma başıma takacağına şu baştakilerin yıllardır sömürdüklerine taksaydı benim kıçım başım belki de çok daha farklı olacaktı bunu düşünen yok, geri kalan bir kısmının da işlerine gelmiyor zaten.
Velhasıl herkes birbirine bok atmakta, laf kolay elbet..
Tıpkı politika daki gibi. Laf orospuda da bol, her neyse dönelim konumuza bunlar derin mevzular sıkarlar canımızı sonra !
Aylardır saç sakal kesik parıl parıl iş aramaktayım her yerde; sırf kapitalist sömürgenin insanları dişlileri arasından geçiren bol çarklı et öğütme makinasına bir somunda var gücümle ben sıkabilmek için.. Ee napalım ekmek parası.. Direnseydin ya demesi kolay bakmak zorunda olduğun bir ailen ve başında baban olmadığında yaptığın eylemlerin pekte bir önemi kalmıyor o noktadan sonra.. O sloganlar hep kaldıkları yerde kalırken tek eline geçecek olan belki çevreye ve yahut yerel bir gazeteye haber olmak ve bunun bedelinde yine o çok akıllı muhteşem kültürlü halktan “bunlar terörist asın bu itleri damgasını” yemek olacak…
Zaten bu millet için götünü yırtan adamlar hep ya terörist olmuştur halkın gözünde yada hep orospu çocuğu ! Başta medya (maymunları) olmak üzere tüm satılmış kalemler ve söylemler o yüce halka öyle tanıtır sen polisler tarafından anan sikilirken.. Ama bir iki gerçek söylemlerim olacak size sizi kızdıracak olan..
Zaten bu ülkede 1980de ki darbeden sonra ne asil bir millet kaldı ne bir şeyleri hak eden bir millet. Şimdi sözde batılılaşma süreci altında özünü kökenini unutan tarihini bilmeyen yüz binler halinde ki gerizekalı genç topluluğu özünü sözünü unutmuş saçım kıçım başım derdinde profil oluşturup bütün gün oluşturduğu profillerde “new pic. please comment” tarzında son derece boş ve gereksiz ibareleri kasar olmuşlar. Yapılan yorumlarda mannak bu ya, yıkılıon olm züper nan tarzında ne idüğü belirsiz bir dil kullanılır olmuş. Dinlediği tarz inandığı şey ne olursa olsun kızlı erkekli profillerden karşılıklı manita yapıp birkaç hafta takılma sonucunda karşılıklı bir beğeni söz konusu olursa en azından hiç olmadı ters cinsel ilişki söz konusu olmuş..
Bir çoğu da “amanda ben çok sevdim aman da pek sevdim” tarzında sanki yeryüzünde tek o aşıkmış veyahut o aşk açısı çekiyormuş gibi yarrağam küreğim derdine düşmüş
A amına kodum akılları sizin aşkınızda acınızda yarağınızda küreğinizde milyonlarda ki milyarlardaki insanlardan farklı değil.. Sırf piyasa yapabilmek adına bir şekilcilik de almış başını gitmiş.. Binlerce birbirinin aynı olan tikiler onlardan nefret eden örüklü (sözde) metalciler punkerlar rockerlar ve müzik alt yapılarını bu kişilerden ÇALDIĞI halde bunlara takan raperlar ! Okumayan araştırmayan düşünmeyen bir genç nesil ! herkes tarafından yeri geldikçe mevzubahis açıldıkça “şu gençliğin haline bak tarzında çemkirilir olmuş” ee Amına kodum amcası ee yarak sen ne bıraktın ki çocuğuna torununa şimdi ne istiyorsun! Herkes birbirinden bir şikayet bir memnuniyetsizlik her yere her türden insan ilişkisine birer afyon gibi karışmış..
Aldatanlar aldatılanlar yalancılar esrarkeşler alkolikler katiller hırsızlar kızlarına aile içinde tecavüz eden pek namuslu amcalar, camisinde esrar yetiştiren hocalar, memurlar, çalışanlar, on binler vesaire.. Bunların hepsini ordan burdan duyduğum için değil birebir gördüğüm ve şahit olduğum için yazdığımı hatırlatma fayda var. Bunu neden mi söylüyorum eğer ben tek başıma bunlara şahit oluyorsam bu akdar küçük bir çevreyle o milyarlar nasıl sikiyorlar acaba ortalığı ?..
E tabi okumayan bilmeyen bir biri içinde boğulan bir millet hayırlı ve akıllı bir millettir çünkü düşünen insan tehlike demektir. Şunca yazıyı bile “bu yası çoq uzun yaaa bayıyo oğluuuum, bunaltı gelio falla” diyerek okumak yerine msn de sözde arkadaş çevresinin götünü yalamaya, karşılıklı kabartmalı ilişkilere çanak tutmaya gidenler için bir çok söylemim.. E sonrada o dostu onu satmış o ona ihanet etmiş o onu sikmiş o onun anasını falan almış başını gitmiş aa yarrağım önce bir kendiniz olun Amına koddum dalkavukları sizi.. Ha tamam şekilse şekil saçsa saç müzikse müzik tarzınız tipiniz inancınız ne olursa olsun ama birazda şu kafatasının içinde ki gramaj ölçüsündeki etleri de bir zahmet kullanın. Onları kullanmakta üşenmeyin en önemlisi de çekinmeyin. Korkmayın susturulmaktan sizden önceki sizi esefleyen ebebeyinleriniz de sustukları için zaten bu ülke bugün bu halde ! Bugün bu ülke de
bu ülkeyi ülke yapan kolonlar çok makul fiyatlara özelleştirile satıla dursun siz hala aynalara, aynalardan geri kalan zamanlarda da bilgisayar monitörünüzden arkadaş düşürme profillerine bakmaktasınız. Okumaktan araştırmaktan zarar gelmez dicem ama ben size yıllarca yalan söyleyenler gibi yalan söylemek istemiyorum tabi her ne kadar sikinizde olmasa da. Okursanız kafanız çalışmaya başlar ve bu çalışma daha çok bilgi gereksinimini körükler ve bu döngü sizde oluşmaya başladığında toplumla uyuşmaz bir birey halini alıverirsiniz. İnsan(sı)larla ve o eski çevrenizde ki varlıklarla gündelik sıradan bayık ve laçka diyaloglarınız gerçekleştiremez olursunuz çünkü aklınız o sırada birileri için tehlike çanları durumunda aktifleşmektedir.. O çevreden kopar içinize kapanır kendiniz gibileri arar ama o 3 – 5 tane insanı da bulamaz ve bunu kaldıramadığınız için depresyona girmeniz bile söz konusu olabilir.. Korkmayın artık yalnız kalmaktan düşünmekten ve araştırmaktan.. Unutmayın her insan yalnızdır esasen ve toprağın altına da yalnız girer en fazla (ki en abartılmış durumda bile) 30 sene gelip gideniniz olur sonra sizde silinir gidersiniz bu yeryüzünden.. Kaybedecek bir şeyiniz yok zaten anlayın sahip olduklarınız sizin önünüze bırakılanlar.. Taslarınızdakiyle yetinmeyin artık.. Biraz çaba biraz gayret gerisi teferruat gerisi hayat…
Yazar:
İNGİÇ – 22 temmuz – Vuslat
Kaynak : http://vuslatonur.spaces.live.com/blog/cns!2BD9FEAC3770F6DC!476.entry
// Nisan 10th, 2009 // No Comments » // Hayat
Dayanamıyorum sensizlik düşüncesine. Dayanamıyorum bitti kavramına. Dayanamıyorum yok olmana.
Kendimden nefret ediyorum ne istediğimi bilemeyip seni çelişkilerime kattığım için. Kendimden nefret ediyorum seni kırıp hayal kırıklığına uğrattığım için. Kendimden nefret ediyorum kendimden nefret ettiğim için.
Bunları hak etmediğini düşünüyorum. Sana dediklerimi hak etmediğini düşünüyorum. Kendimi boğasım geliyor o zaman. Duymamalıydın benden böyle bir şeyi… Sen demeliydin bana bunları ben sana dememeliydim…
Kaçıp gitmek istiyorum kötü düşüncelerden. Aklıma gelmesin istiyorum. Yok, olsunlar aklımdan… Rahat bıraksınlar beni. Başımı yastığa koyduğumda huzur içinde uyumalıyım iki saat kıvranıp can çekişmemeliyim. Ama olmuyor bir türlü ne yaptıysam olmuyor. Ne yok oluyorlar ne de aklımdan gidiyorlar… Ben sabahlara kadar savaşıyorum, savaşıyorum, savaşıyorum sonra sen geliyorsun arkana saklanıyorum. Sen yenebiliyorsun onları. Ben yenemiyorum. Gece olsun istemiyorum. Yatmak istemiyorum. Biliyorum yine gelecekler. Bana rahat vermeyecekler. Seni de rahatsız ediyorum.
Biliyorum ne istersem yapmaya hazırsın. Biliyorum sendeki beni, sendeki yerimi, sendeki varlığımı… İşte o zaman seni hak etmediğimi düşünüyorum ve arkasından gelen birçok düşünceler. Altından kalkamıyorum hepsinin. Seni de çağıramıyorum. Yeniliyorum sensiz ben onlara…
Özür dilerim aşkım. Aşkımızı yıprattığım için… Özür dilerim aşkım birçok şey için. Sensiz yapamam. Gözyaşlarım avutmuyor beni… Her gece ağlamak bana bir şeyler katmıyor… Yanımda olmalısın. Ağladığımda avutmalısın beni bir bebeği avuturcasına… Gözyaşlarımı silmelisin kandırmalısın beni. Yeni bir sabaha senle uyanmalıyım. Senle, senle, senle, senle olmalı her saniyem. Ne dersin?
Süheyla.. G. Mart 27, 2007,
// Nisan 3rd, 2009 // 1 Comment » // Hayat
Bundan 22 sene öncesi anneanesinin evinde meydana gelen 5 kiloluk çocugun 22 yaşına girişinin bugününü anlatacagım sizlere ehehehe =)
Öncelikle beni dünyaya getirdikleri için Anneme ve Babama teşekkür ediyorum ve izin veren Allah’(c.c.) ıma sonsuz minnettarlığımı sunuyorum.
Standartlar üstüne çıkmak istemeyen bir aile… annesi , babası ve bir kardeşi olan bir çocuk..
Neyse kendimden çok bahsettim bugüne gelelim hemennn…
İzmir Eğitim Araştırma Hastanesin de Polikinik sekreterlik biriminde çalışıyorum.İşimi seviyorum huzurluyum =)
Ancak bu sabah işe birazcık geç gittim heheh dün forum bornovada yedigim kumpiri benim vucut alışamadıgı için migdemi bozmuşum sabahleyin bazı problemler ile karşılaştım söylemiyeyim artık=)
9 bucuk gibi iş yerine vardım ve başladım çalışmaya göz sırası, istatistik derken saat 12 ye vurdu. Şans ya öglen yemektede kurufasulye pilav filan var tam benim migdemin ihtiyacı olan şeyler =))
O ara selahattin geldi öglen yengenin orada yemek yeriz dedi zaten bozuk migden dahamı bozulsun dedi =) Bende ne var filan dedim kısır var dedi.Problem olmayacaksa tamam dedim..
Ama ne bileyim benim için sevdigim arkadaşlarımın doğum günü hazırlayacagına , ne bileyim derken hayatımda bu kadar çok arkadaşım ile yanyana dogum kutladıgım yokta o yüzden sanırsam…Her zaman bekletilerimi en alt seviyede tuttugum içinde olabilir :)
Saat 12 ve biz çalıştıgımız yeri kilitliyoruz selahattin pide aldık dedi… Bende ne pidesi ya kısır yemicez mi ( bu arada ben kahvaltı yapmadıgım için bir hoşum ve öglen bir an önce yemek derdine girdim her erkek gibi :P )
dedim.. Yok sen gel dedi.Vallahi o arada halen dogum günü kutlanacagi hiç aklıma gelmiyor..
Aklıma gelen şey sanırsam bizimkilerde kayıt yanı kurufasulye yemicek hep beraber pide yiyecegiz =)
Erhanla beraber kapıya geldik. O ara tam ne oldu hatırlamıyorum selahattin önceden girdi sanirsam içeri bir girdimmm ve herkes orada vallahi cok mutlu oldu ve şaşırdım inanırmısınız o an bunu belli etmemiş olabilirim ama çok sevindim..
O ara tökezlemeler var tabi ki pastayı unuttum ben şaşkınlıkla selahattin ile bir şeyler sölüyoruz sonra pastaya döndüm ve üfledimm =) 3 mum var diye hatirliyorum ama söndürdüm hepsini yehuuu..
Sonra teker teker herkes ile tokalaşmaya başladım…
Herkese yeniden çok teşekkür ediyorum.. İnanın en içten mutlulukla.. Samimiyetle.. Hani insan hiç birşeyi unutmaz derler ya O an 8 aydır yaşadıgım tüm kücük tartışmalarımız herşeyi unuttum.. Kızardımda sanırsam biraz :)
Evet.. Selahattin.. Mehmet.. Serdar.. Erhan.. Burçin.. Kader.. İnci(hep ismini unutuyorum:) .. Sinem… Semra.. Necla.. Ersen.. Pınar.. Selin.. Güler.. Neşe.. Burcu.. Funda.. Semra Abla.. Manolya.. Çiğdem.. Özlem.. Şükran.. Perihan..
Unuttugum isimler olabilir :)
Hepinize çok teşekkür ederim, söylemeniz yeterliydi..
Hepbirlikte poğaça,kek,unlu mamül,pasta , kısır , cola yedik içtik.. hepsi mükkemmeldi…
Yapip getirdikleri için teşekkür etmeye çalıştım ama bazen o anda yapamıyorum bana emek harçadıgınız için çok mutlu oldum arkadaşlarım.
Bazen hafızalarmızın bize hediyeleri vardır.Tekrar tekrar açarak kendimizi
mutlulukla doldurmamızı sağlar…Çünkü çok gerçek …çok saf ve çok anlamlıdır.İşte bugün onlardan biriydi..Sonsuza dek saklamak istedigim bir gün ve anı idi.. Ve anlılar geçmişi canlı tutmamızın tek yoludur.
3 Nisan 2009 – 3 Nisan 1987 Alpay Tayfun.
// Mart 8th, 2009 // No Comments » // Hayat
Eskileri karıştıyordum da 2006 kasımın da bir forumda bir arkadaş ile mükaşaya girmişim onuda günlügüme koymak istedim.
Buyrun ;
allah aşkına biri amacımızı söleyebilir mi? ara sıra birileri gaz veriyor “hadi atamıza bu kadar yetmez biraz daha pohpohlayalım” diye, kalanlarımız da ya mustafa kemal in sözlerini ya da bizi övmelerine bayıldığımız batı medyasının yorumlarını kopyala yapıştır yaparak başlığın altını dolduruyoruz.. oysa başlığın açılmasındaki maksada bakar mısınız bi daa zahmet olmazsa? mustafa kemal i bir insan olarak algılamaktan bahsediyordu arkadaşımız..öve öve göklere çıkarmaktan, türkün türke propogandasını yapmaktan bahsetmiyordu.. anlaşıldı…kemalistleri kemalistlerden daha iyi kimse eleştiremeyecek bu ülkede..iş gene başa düştü..
ilk tezim şu: çanakkale savaşı’nda mustafa kemal in rolü tarih kitaplarında oldukça fazla abartılıyor.. şöyle ki; savaş sırasında kemal paşa nın komutasındaki birlik 19. tümendi..askeri terimde bir tümenin 10 bin kişiye tekabül ettiğini ve çanakkale savaşı sırasında toplamda 500 bin insanın öldüğünü hatırlarsak kim bana mustafa kemal in 10 bin kişiyle karşısındaki yüz binlerce kişilik düşman kolordularını bi “yere yat süngü tak” emriyle korkuttuğunu söyleyebilir ki?! hadi bunu söylediniz peki oraya tıpkı sizin askerleriniz gibi ölmeye gelmiş zavallı anzak askerlerini tüfeklerin ucundaki süngüden korkmalarını nasıl açıklayabilirsiniz? bütün bunların mustafa kemal iktidara geldikten sonra tarih kitaplarına kendisinin istediği gibi yazıldığını biliyor muydunuz? tabi bunu bazı saflar kemal paşa ya hakaret olarak algılayacaklar ama tam tersi..adam siyasi dehasını konuşturup kendisini ulusal lider olduğunu bu yollarla göstermeseydi devrimler sırasında iktidarını kaybedebilirdi.. ayrıca savaşlarda böyle abartılı kahramanlık hikayeleri hep olur..
örneğin çanakkale harbinde karadaki zaferin mustafa kemal in yere yat emriyle düşmanın “korkutulması” sağlanarak kazanıldığını tarih kitaplarında okuduk..peki denizdeki zafer nasıl sağlanmıştı hatırlayanınız var mı? o da koca seyfi nin yüzlerce kiloluk mermiyi taşıması, taşıdığı yetmemiş gibi bir gemiyi vurmasıyla sağlanmıştı..
kısacası arkadaşlar yüzbinlerce anzak karada stratejik tepeleri tutamayıp manevra hataları yapmasından dolayı değil , süngü takmış 10 bin kişiden korkarak yenilirken, denizde de nusrat(nusret deil dikkat edin) mayın gemisinin mayınları akıllıca bi sırayla bırakması sayesinde deil de karadaki bi erin taşıdığı mermiden korkmasıyla zafer kazanılmıştır..
buyrun tezimi eleştirin, mustafa kemal i hiç bilinmeyen yönünden ele alalım..ama mümkünse kemalist olan bi adama demogoji yapmadan anti-tez üretin (: ikinci tezim bundan çok daa enteresan emin olabilirsiniz..
x : Detaylar…Bence bu kadar girmeyiniz.
Atatürk tarih kitabı yazdırmıştır evet kimse inkar etmez..O zamanın şartlarında ulaşabileceği en çok bilgiye ulaşarak yazdırmıştır.Çokta iyi etmiştir.Çünkü ; saray daima anadolu halkını cahil bırakmıştır.Kulaktan dolma bilgilerle donandı anadolu halkı , kurtuluş savaşını yapan da anadolu halkıdır.Atatürk dil devrimiyle okumayı yazmayı kolaylaştırdı.tarih ve diğer ders kitaplarıyla eğitimi sagladi.
Dincilerin işine gelmeyen nokta budur arapçayı herkes bilmez imam ne derse o doğru sayılır ama imamlar hep doğruyu dem emiştir.Çünkü kendileri de doğruyu bilmezdi o günün koşulları o idi…Sizin gibi detaylara girdim sanirsam =)
Atatürk matematik kitabı yazmıştır.Biliyormuydunuz?Atatürk doğa üstü değildir , oda insandır.!Sadece akıllı sistemli düşünebilen bir insandır.Her olumsuz koşul kendi liderini çıkarır ( bu sistem hep böyle gider gördügümüz , görüldügü kadar.)
Unutmayalım bugün Atatürkü bile eleştirebilme özgürlüğü varsa , bu özgürlüğü yine atatürke borçludurlar.O toplamasaydı ben ingiliz siz fransız eleştirenler de arap olabilirdi.
Çok sevdigim bir söz vardır :
Ağaçlara dalıp orman unutulduğunda
lider, yanlış ormandayız diyebilendir
ve Atatürk te yanlış ormandayız diyen..
TEK LİDERDİR!…
peki ben şimdi atatürk’ün yol gösteren “tek lider” olmadığını söylersem ne olacak? (:
vasfi kara ve kemal kara…bu iki adam ittihatçılardandı.. çanakkale savaşı sırasında bu savaşın kaybedileceğini, istanbul un işgal edileceğini ve direnişin ağırlık merkezinin anadolu ya kayacağını düşünüyorlardı.. bu yüzden çanakkale harbi sırasında istanbul’da ki ellerine geçen tüm cephaneyi anadolu ya taşıdılar.. anadolu’nun bir çok noktasında gizli cephaneler oluşturdular..bunlar kurtuluş savaşı sırasında oldukça işe yarayacaktı..bu cephane oluşumu sırasında meydana gelen örgüte ise bu iki adamın soyadından esinlenilerek “karakol” adı konuldu..
kurtuluş savaşı başladığında bu iki lider bir tek ç.kale harbinin sonucunda yanılmışlardı.. mustafa kemal direniş için anadolu’ya geçtiğinde elinde avucunda hiçbir şeyin olmadığını biliyordu.. saraydan büyük baskı geliyordu geri dönmesi ve cezasını çekmesi konusunda.. bu çaresizlik içinde önce kazım karabekir, kemal paşa nın imdadına yetişti ve “kolordumla emrinizdeyim paşam!” dedi.. hemen ardından ise kemal kara ve vasfi kara kurdukları örgütün liderliğini mustafa kemal’e önerdi..öneri kabul edildi ancak bir şartla..örgüt “karakol”adıyla anılmayacaktı..temsil-i heyet in bünyesinde anadolu hareketini örgütleyecekti…
sonuç olarak mustafa kemal tek lider değildi arkadaşlarım.. aranızda kemal kara ve vasfi kara’ya daha sonra ne olduğunu merak eden var mı? oldukça sürpriz(bir o kadar da trajik) bir son onları buldu.. ama lafı uzatmamak için burda kesecem ares arkadaşım sıkıldı anlaşılan (:
Alıntı : peki ben şimdi atatürk’ün yol gösteren “tek lider” olmadığını söylersem ne olacak? (:
İlk ancak bunu böyle söylemek demogoji yapmak demektir…Siz yapmayalım demiştiniz…
Bunlara cevap yazmak cok kolay arkadaşım.Malesef beni bu düşünceye getirdiniz.”ne kadar bilgili olduğunu kanıtlamaya çalışma çabalamaları”
Bencesi Dikkat edersiniz bencesi gereksiz buluyorum ve bundan sonraki bu tür konularınıza cevap vermemeyi düşünüyorum.Bu tür sorularınız için bir bayan yazar NUTUK kitabını yazan ismini hatırlarsam yazarim okumanız yeterlidir.
Yanlış anlamayınız zihinsel geviş getiriyor olabilirsiniz :)Ya yutun ya da türükün tabiri-cahize…Ama mutlaka kurtulun…
Bu konulari sayfalarca konusabilirsiniz ayni arama motoru googlede arandıgı gibi önemli olan özümsemektir. Selametle
hadi gelin bunun adını “zihinsel geviş getirmek” değil de “beyin fırtınası” yapalım… “beyin fırtınası” yapabilmek için elinde gerekli malzemesi olan arkadaşlarla konuyu tartışmaya devam edebilirim (: yanlış anlamayın, herhangi birinizde bu malzeme eksik demedim, alınganlığın gereği yok di mi ama..elbette malzemesi vardır.. ama onu kullanırken aldığı randıman mevzusu muğlak.. her neyse şundan eminiz ki ares verdiği söz gereğince bana vereceği cevap hakkından feragat etmiştir.. centilmenliktendir biz de fazla üstüne gitmeyelim ki sözünü çiğnemek zorunda kalmasın arkadaşımız (:
ha bu arada, mustafa kemal’den konuşalım diyoruz ama ortada ne arada bir çıkıp “hadi arkadaşlar ata ya bu yetmez alıntı yapın bol bol” dien birileri var ne de oturup iki kelime de ben yazayım diyen.. demogoji yapan “zavallı” benden başka kimse yok mu mustafa kemal’i konuşmak isteyen (: çekinmeyin arkadaşlar, yazdıklarınız saygı değer otoritemiz tarafından “bilgiçlik” olarak adlandırılsın, işimize bakalım biz..
konuya devam etmek isteyen birileri çıkarsa, kendisine göre mustafa kemal’in siyasal yaşamındaki en büyük hatasını söyleyerek devam edebilir..
*”bana şimdi faşist diyeceksin ama ben faşist değilim”…. bugüne kadar mussolini hariç hiç kimse “ben faşistim” demedi o da zaten partisini kurabilmek için bunu demek zorunda kaldı..partinin adı neydi dersin? fascio de combetimento! (: bu “ben faşistim” demeyen faşistlere hitler de dahil, alparslan türkeş bile demedi yani gerisini sen düşün artık..
*toprak,bayrak ve şehitliğe atıf yapman….. “şehitlik” kavramı özünde ırkçılıkla ters bir olgudur. daha çok din ile bağlantılıdır.. ama milliyetçilik ile din ortak düşmanlara sahipse bu bölgede milliyetçilik ve din ortak düşmana karşı ittifak kurabiliyorlar(*).. komünizm geçmişte bu iki kavramın ortak düşmanıydı.. zaten kafamızda “komünizm dinsizlik ve milliyetsizlik demektir” savı da bu şekilde oluşmuştu.. günümüzde her solcunun “allahsız” sanılması da buna dayanır… yazında “toprak” a atıf yapman faşizmin en temel ilkelerindendir.. çünkü faşizm de amaçlanan bireylerin “insan” sevgisini, “toprak” sevgisinin gerisinde bırakmaktır.. mustafa kemal in faşist olmadığınıysa, en iyi, kerkük ve selanik i işgal etme konularında halkını maceraya atmayarak şahit olduk..günümüzde ülkücülerin “ordu kerkük’e” sloganı ise faşistlerin gözünde “toprak”ın ne kadar kutsanmış olduğunun göstergesidir..
*”ben komandoyum 34 çatışmaya girdim bu yüzden sen hiçbişey bilmezsin çanakkale harbi hakkında”……. 18 ayını(15 ay da olabilir ne zaman askerlik yaptıını bilmiyorum) terör tehdidi altında yaşadığın için kendini sıradışı birisiymiş gibi hissediyor olabilirsin.. ama “hayret ettikleriniz” başlığının altındaki ilk mesajımı okursan 10 yılımın nerelerde ve hangi şartlar altında geçtiğini öğrenebilirsin..
*”sen harpten anlamazsın ben bilirim çünkü 34 çatışmaya girdim ya.”……… bir kere askerliğini 1974 den sonra yaptıysan(kıbrıs çıkartması) muhtemelen nizami bir harbe girmemişsindir.. pkk ile bir çatışmaya girdiysen bu gayri-nizami harp olan gerilla savaşına girdiğini gösterir.. pkk nın militarist stratejilerinde cephe savaşı yoktur ve nizami harp kurallarının en başında cephe kavramı gelir..çanakkale savaşında bu kavram vardı ve bu bir nizami harpti.. ayrıca katılım bakımından nizami harbin, gerilla harbe karşı büyük bir üstünlüğü vardır.. sadece ölenlere bakarsak çanakkale savaşında 500 bin, pkk ile girilen mücadelede 30 bin ölü kayıtlıydı…
bu arada sormadan edemicem..şu 34 çatışma arasında hiç süngü takıp yere yatınca pkk militanlarının kaçtığı bir olay mevcut mu?! (:
*”ben faşist değilim sen kemalist değilsin, git atatürkçülüğü öğren de gel.”…… deniz baykal gibi “kemalistlerin” ata yı putlaştırmasına o kadar alıştık ki atatürk ü eleştiren kemalist olamazmış gibi gelio di mi.. senin faşist olup olmadığına gelince, biz de onu konuşuoduk işte (: bu arada atatürkçülükle kemalizm aynı şeyler değildir ikisini karıştırma siyaset okuyan biri olur da okursa yazdıklarını ayıplar valla (: mesela düşün bakalım..tayyip erdoğan çıkıp “ben de atatürkçüyüm” diyebildi ama asla “ben kemalistim” diyemedi.. nedendir dersin? (:
*”hala eleştiriosan bu vatanı terk et.”….. faşizmin başka bir kuralı..”benden olmayan ve benim gibi düşünmeyen benden değildir, ölmeyi hak eder” anlayışıdır bu prensip… yahudilerin ve çingenelerin 2. dünya savaşı sırasında hitler in SS’leri tarafından öldürülmesi, sürgüne gönderilmesi bu ilkenin gereğiydi.. faşizm in ruhunda bir kere bu kesinlik vardır..sloganlarına bakar mısınız? “ya sev ya terk et” “ya devlet başa ya kuzgun leşe”…. asla ikisinin arası yoktur.. ya onların doğrularını kabul edersiniz ya da vatanı terk edersiniz..aksi halde ölmeyi hak ediyorsunuzdur..( bu bağlamda mustafa kemal in çanakkale harbi sırasında söylediği “ya istiklal ya ölüm” sloganı bununla alakalı değildir.. bu söz tarihsel konjonktürün getirdiği bir gerçeklikti..isteyenle bunu da tartışabiliriz)
*”atatürk e nasıl sataşcağını şaşırmışsın, bu yaptığın kemalistlik falan değil”….. liderini her eleştiren o liderin izinden ayrılmış demek değildir “zamansız”.. zaten kemalistlerin ülkücülerden en büyük farkı da budur.. biz mustafa kemal in bir tanrı olmadığını, hatalarını tartışarak, yapamadıklarını ve yapmaya cesaret edemediklerini yapmaya yemin ederek gösteriyoruz..ama bir ülkücü kalkıp da bir kere bile “79 çorum katliamında büyük sorumluluğumuz vardı” diyemez..
bütün bunlar ışığında askerliğini komando olarak yapmış biri olduğun için aşırı tutuculuğunu ve mustafa kemal i eleştirilemez kusursuz bir yaratık olarak görmeni doğal karşılıyorum..askerlik(özellikle çatışmaya girdiyseniz) insanın siyasal düşüncelerini oldukça fazla radikalleştirir… 1. dünya savaşına girmeden önce sosyalist olan mussolini nin savaştan dönünce faşist partiyi kurması şaşırtıcı değil mi sence? (:
kişiliğime yönelttiğin tüm saldırıları böylelikle yanıtlamış oldum..şimdi konumuza dönebiliriz.. mustafa kemal ve silah arkadaşlarını birlikte andığını söylemişsin.. herhalde bunu “kemal kara ve vasfi kara nın direnişteki emeği” üzerine yazdıklarım için belirtme gereği duydun.. peki bu iki adamdan birinin tavuk kümesinde, mustafa kemal in arattırdığı polislere yakalanmamak için intihar etiğini, diğerinin de yakalandıktan sonra idam ettirildiğini biliyor muydun? mustafa kemal ve “silah arkadaşları” nın bu hale gelmesini nasıl yorumluyorsun?
vasfi kara ve kemal kara yı konuştuktan sonra ismet inönü nün ata nın ölümünden sonra banknot paralarının üzerine kendi resmini bastırmasını, kazım karabekir in atatürk ün “beni öldürtmeye çalıştı sanırım” ithamına maruz kalmasını ve diğer lise tarih kitaplarında konuşulmayan konuları konuşabiliriz.. ama hızlı olabilmemiz için ben ve senden çok tarih konuşalım diyorum.. konunun ilgilenenleri emin ol bunlara bize duyduklarından daha fazla ilgi göstereceklerdir (:
// Aralık 9th, 2008 // No Comments » // Hayat
Gözler kapalıdır…
Gözler kapalı, ne yaptığınızdan habersizsinizdir.Nereye gidildiginden habersizsinizdir, Onun
yönlendirdigi şekilde ve onun istedigi halde.
Nedense göz bile bir kenarına itilmiştir.Görmek istemeyeceğiniz bir taraf söyleyinince
farkına vardığınız bir şey söylenmiş olur ama düşünmek istenilmeyen noktarala değinilir.Çünkü
rahatsız olucaksınızdır.
- Bu dünyada herşey güzeldir!
En kötü kâbuslarımızla yüz yüze geldiğimizde, …seçenekler bellidir:
Ya savaşırız ya da kaçarız. Korkularımıza karşı koymak için
gereken gücü toplamayı umarız.Ama bazen,kendimize rağmen,….kaçarız.
Peki ya kâbuslarımız peşimizi bırakmazsa? Nereye saklanabiliriz ki?
Atılır mıyız oyundan,benzemezsek onlara?Körebe oyunun da…
Kişilik çatışmalarından hiç kimse ne yaptığının farkında degil kendi dünyasını , beynini çözememişken
başkasını nasıl tamamlamayacaklar? Evet… hep şu anlatıcak bir çok şeyi olan kişilerdensiniz değil mi?
Körebe oyununa hoşgeldiniz!(Nasıl geldiniz ki ?)
Kendini göremeyen sen ! Nasıl yönlendirmek istersin , nasıl kullanmak istersin ?
Şu an düşüncelerini gözlerindeki büyümeleri , mimiklerini fizyolojini okuyabiliyorum
Tek kelime ile BEN’sin.Kimyandaki değişimlerini hissedebiliyorum.
Rakslar başlar..
Peki ya değiştirdiğin değiştirilmek istiyorsa? Bilerek katlanıyorsa…
Kendini nasıl hissediceksin..!? Tek kelime ile bencil.
Kendin için herşeyi istemiş olucaksın,Sevmek,..egolarını tatmin etmek,..sevişmek,..ilgi…
Herşey o kücük beyninde bitmiş olucak.
Değiştirdigin değiştirildiğini anlamıyorsa..
Anlamlar anlama anlam yükleyecek.Önüne sana tapan bir asalak çıkıcak.
Bununla yetinmeyip seni kullanıcak.
Kullanmak seni daraltcak.İç benliğin buna karşı cıkıcak.
Bölünüceksin,.. iyilik kötülük kavramı beliricek.
Bir anda birinden birisi konacak,..
Yürek var ise beyin ile ikileme giricek
Kendinle sorgulamaların başlayacak..Cevapsız bir çok sorular oluşucak
Cevaplar bulundugunda yeni soru ortaya cıkıcak yeni cevaplar çıkacak.
Dış etkenler seni gericek.Başkası kavramı tamamen biticek.
Medeniyet esiri olucak,Kendin ile Ben ,, Siz kavramını tetikleyecek.
Kilitleniceksin.
Ki hiç anlayamayacaksın bitecegini.
- Bu dünyada herşey güzeldir!
Alpay Tayfun