07.01.09, 08:03:32 - Alpay Tayfun Kişisel Web Sitesi & Günlüğü

Alpay Tayfun ‘un Günlüğü

Benim Hayatım ! =)

Arşivde Ağustos, 2008

Sigur Ros - Saeglopur

Yazan Alpay Tayfun Ağustos - 31 - 2008

Sadece izleyin diyorum başka bir şey demiyorum

AĞLAMA PALYAÇO, MAKYAJIN AKIYOR.

Yazan Alpay Tayfun Ağustos - 21 - 2008

AĞLAMA PALYAÇO, MAKYAJIN AKIYOR.

Tökezleyen ömrümden çok sonra…

Açılar vucudumun heryerinde.. Katlanarak artıyor üst üste.. Melekler ne kadar yardım eder insanlara?

Topladım kırıntılarımı yerden.Aslında bu eski serzenişte ayrılığa meydan okumalıyımdım (neden yapmadım ?!?!). Yüksek duvarlardan atlamak yerine,
asfaltlardan geçmeyi denemişim.Geçtimde.. Yeni bir ben olmayı seçtiren ve olmasını sağlayana ne kadar minnettarlığımı ifade etmeye calışsam yetmez sanırsam..
..
Üzülmeliyim.- Üzülmemeliyim - Üzmemeliyim..

Hiçbir şeyi konuşmama gerek kalmadan dinledim. Çünkü derdi derdimdi, derdimin ta kendisiydi.Kimine kurtuluş olan
Kimine ölüm biçiyor..Bunu anlıyorum ki Kalk diyorum kendime kalktım da. Gördün mü hayat sensizde güzel !
Eski cesedim üstünde şuh (neşeli ve serbest kadın demek) kahkahalar atarken sen ! Sana diyorum ! Ellerimi başkası tutuyor..
Eski .. den’ Gözüme çöp kaçıyor tekrardan, Dilime sus… Ancak Sana diyorum ! Ellerimi başkası tutuyor..

eski.. Neydi o yalanın ? — Artık yalan yok..
eski.. Hep neyi inkar ettin? — Artık tek yürek yok..
eski.. Ben senin elindeki sadece bir zar iken.. — Benim tek sahip oldugum sadece sen değilmişsin!..

”göz,,göre göre” görmüyormuş gibi yapıyor…gönül sesini soluğunun arkasına saklıyor…
ne kadar daha saklar ki..nekadar daha susar ki…sustukça içindeki çığlık büyüyor…zihin
karmaşaların arasında kayboluveriyor… ne doğrular doğru olarak kalıyor ne de bildikleri
doğruluğunu kanıtlayabiliyor…
karışıvermiş herşey birden… sormadan ve istemeden… gelmiş bir rüzgar derinlerden—almış
tüm berraklığı yüreğin ta içinden…aşk diye çıkmış adı dile dökülmeyenden… (( ama eskidendi.. ))

Ömer babadan son cümlelerim..

Büyük konuşanın hep olmazları olur.. Ve akıl başarıyı getirir ama sevgide mutlulugu..
En güzeli ikisini beraber yaşamak..

Akılsız sevgi insani delilige iter. Sevgisiz akıl ise yıkıcılıga..

Allah hepimize aklı sevgiyide beraber versin..

Alpay Tayfun

Helal Tükekim İçinde Hayvansal ve Domuz Bulunan Katkı Mad.

Yazan Alpay Tayfun Ağustos - 20 - 2008

Aşağıda ki bilgileri canım gibi sevdigim Hocam’dan aldım. 4 dilde çevirilmiş olup kendisi Fransa da görev yapmaktadır. Bazı sorunlu tipler, neden yenmemesi gibi bir fikre kapılıp ve bu maddelerin ne katkı maddesi oldugunu düşünebilir. O zaman okumadan geçmesini öneririm. (Durduk yere telapatik olasada germesin bizi :P )

Beni etkileyen sözlerinden biri ise ; İnsanin hayırlı işler yapması için ilk önce içindekilerin helal olması gerektigini söylerdi.

http://www.helalconsumption.com/helaltuketim.html

Jelatin, Rennet : Peynir mayası (Kimosin ve Pepsin adlı enzimlerden oluşur), Domuz yağı, Domuz eti, Kanatlı hayvanların iç yağları, Hayvansal yağ, Hayvansal proteinler, Kan ve kan plazması, Ossein, Kollagen, Lipaz (Lipase), Tripsin, Lösin (Leucine), Pankreatin , Bifidüs aktif.
E120 : Kosinal, Karmin, Karminik asit, CI 75470 * E153 : Bitkisel karbon, CI 77266, karkoal, Norit * E161g : Kantaksantin * E304 : L-askorbil palmitat * E387 : Oksistearin * E422 : Gliserol, gliserin * E430 : Polioksietilen (8) stearat * E431 : Polioksietilen(40) stearat * E432 : Polioksietilen (20) sorbitan monolaurat, Polysorbate 20
* E433 :
Polioksietilen sorbitan monoleat, polisorbat 80 * E434 : Polioksietilen sorbitan monoleat, polisorbat 40 * E435 : Polioksietilen sorbitan monostearat, polisorbat 60 * E436 : Polioksietilen sorbitan tristearat, polisorbat 65 * E441 : Jelatin * E442 : Amonyum fosfatlar * E470 : Yağ asitlerinin tuzları * E470a : Yağ asitlerinin sodyum, potasyum ve kalsium tuzları * E470b : Yağ asitlerinin magnezyum tuzları * E471 : Yağ asitlerinin mono- ve di-gliseritleri *E472 : Mono- ve di-gliseritlerin asit esterleri * E472a : Mono- ve di-gliseritlerin asetik asit esterleri * E472b : Mono- ve di-gliseritlerin laktik asit esterleri * E472c : Mono- ve di-gliseritlerin sitrik asit esterleri * E472d : Mono- ve di-gliseritlerin tartarik asit esterleri * E472e : Mono- ve di-gliseritlerin diasetiltartarik asik esterleri.

Siyah Süt

Yazan Alpay Tayfun Ağustos - 19 - 2008

Siyah Süt

Siyah Süt

1 BANA; BENİM STİLİM VAR, BEN FARKLIYIM DEME !

Başına ne geliyorsa farklılaşma sevdandan geliyor haberin yok. Aman da farklı olayım, aman da şekilden şekle koşayım, saçıma örük yapayım, götüme büzük yapayım diye diye maymuna dönüyorsun en nihayetinde.. Caddelerde dolanınca anlıyorsun, milyon tane aynı olan farklı insandan sadece biri olduğunu. Ulan mal, hepimize aynısından satılıyor işte alsancak bornova dükkanlarında 20 milyona Medeniyetin konvers giymiş ayakların altındayken fark edilmiyor ki senin farkın !

2 BANA; BEN FARKLI SEVİYORUM, BEN ÖZELİM DEME !

Senin aşkın sevgin mevgin de farklı he mi ? Aşk ne sevgi ne lan …. ?!

En nihayetinde onları da, televizyondan, sinemadan, edebiyattan şurdan burdan öğrenmiyor musun ki ? Sonra; vay efendim benim aşkım çok başka, nasılda seviyorum bambaşka, oy başka vay başka… Çok affedersin ama …. başı “başka” !… Milyon tane adam/kadın/homo aynı parçaları dinliyor, aynı şeyleri hissediyor, senin aşk acından kazandığı sipalilerle elin oğlu jakuziler dolusu manita götürüyor, ne farkından bahsediyorsun oğlum?

Ipodundan kulaklarına akan ağlak aşk şarkısı kulaklarını kanatlandırırken, ayaklarını tüketime çiviliyor aslanım !

3 BANA; ARTİZLİK TASLAMA !

Böyle böyle sesini kaybediyorsun işte.. Sesin ? Senin yerine başkaları konuşuyor başkasının ağzından anlatıyorsun dertlerini başka birisi itiraz etsin diye bekliyorsun başka bir yerde olayım istiyorsun. İnsan kendini ne kadar unutabilir ki ?! Kaç şişe bira seni sen olmaktan kurtarır ?! Alkolle bulduğun sahte cesaretin sabaha karşı istiklal caddesinde kaybettiği lağımı arayan fareyi tekmeleyen o …. ses çıkartmana yetmiyor ne yazık ! Herkes gibi sende orada öylece donakalıyorsun sesin kısılıyor duruyorsun… Herkes başkasının konuşmasını bekliyor, sen dahi…

4 BANA; AYAK YAPMA !

Her akşam televizyonun civcivli ekranın akıyor ruhuna medeniyetin mikrobu. 1 saatlik akşam haberlerinde, birer dakika arayla, şaşıyor, seviniyor, üzülüyor, gülüyor, kızıyor, heyecanlanıyor ve belki de ağlıyorsun..

Anlık duygu değişimi yaşayan bir ton adamla dolu akıl hastanelerin ve sen televizyonunun karşısında ki deli değilsin öyle mi ? Ha s…. ordan !!! Daha da tuhafı ne biliyor musun ? Kıçının dibinde millet açlıktan nefesi kokan, yardıma muhtaç insanlar için kılını kıpırdatmazken, e……… ki hayvanların katledilmesi ruhunu titretiyor. Oturduğun ekranın karşısında milyarlarca insandan farklı olmayarak vicdan 31’ leri çekiyorsun Aynı diğer tüm insanlar gibi sana da “TELEVİZYON KOLAY AMA HAYAT ZOR” geliyor…

5 BANA; KENDİN OL !

Neticede delirmiş aklının, çürümüş ruhunun da direnci bir yere kadar ! Yalan da olsa bir şeylere inanmayı istiyorsun sende her insan gibi. Seç beğen al işine ne gelirse o. Ama baştan söyleyeyim canımın için en güzel inanç sistemi paraya bakar!! Sen aciz insan sen farklı olmaya çalıştıkça yalnızlaşıyorsun, yalnızlaştıkça bir yerlere ait olmak isteğiyle yanıp tutuşuyorsun. Sığınmak için gittiğin yerlerde g… biraz daha parmağın girdiğini hissediyor ve bir süre sonra dikiş tutmaz bir hal alıyorsun…

Gel anlaşalım senle, doğruya doğru, ait olduğun tek şey tüm hücrelerine kadar vantuzlarını uzatmış olan medeniyet aslanım !

Gerisi teferruat…

Gerisi hayat !..
Kemikten Nükteler

Renklerde Korkmak

Yazan Alpay Tayfun Ağustos - 19 - 2008

renklerdekorkmak

renklerdekorkmak

Korkacak Bir Şey Yok Nefes Al Gitsin..

Daha çok Renk Almak.. : )

Hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı, sabır edilmiş zamandan sonra çatlardı sabır taşları.
Senin içinde..Bir bir gözlerinin içine düşerlerdi, açılırdı gözbebeklerin..Gece bitmiş olurdu
şafak şökerdi , bizler ölürdük cevap veremezdik birbirimize..Sabah..

Sabah..
Parıldanırlardı mavi, beyaz, pembe ve tanımsız bir gri..
Bir bir içimize yansırdı o renkler cevapsız kalmış bir geceden..
Kalbimizde gök kuşagı öglenirdi.Hepsini birbirimize kaydırırdık
renk.. renk..
Kırmızı gelirdi..
Hoşlanmazdık.. Dökülürdü sabır taşlarımız eteklerimizden Ağlardık gecesinde..
En cok o gece zamanların da üzülürdük.. Renklerde aksine daha cok renk verirdi bize
Oysa biz Beyaz, mavi, pembe, severdik.
Bir dilde konuşmaya başlardık, Sonra bir şey olur kırmızı barışırdı mavi ile..
Ama sonrasın da..

Pembesi kalmadı, tozlu artık..

Üşüdügüm , titredigim kentde karanlık gölgelere karışmadan.. cehennemden
kaçan günahlar gibi… Tutsak kalmadan gel.. uyan..
Gidişinin yok yanındayım, bir o kadar alışamadığım sensizlikteyim..
Sustum yoklugunda.Sustum..

Kent artık Yağış geçişlerinde.. Susmakla hükümlü , anlam yüklenemeden..
Darmadağınık bir oyunun en güç kısımları şimdi.
Yol kendini yürütür,
Bir nehir durmadan kendini tüketir şimdi..
Sıradan cümleler sıraya girer adını anmak adına…

Kendince sebeplerin var !

Geçmişde söyledigim sözlerin eseri aslında şuan yürüdüğüm yollar..
Başlarda böyle değildi, yeni hisler ,yeni olgular var evrende…farklı daha farklı..
Hakkımda ki fikirleri düşünüyorum da yeni hisler diyemeden geçemiyorum.
Göremedigim ya da görmek istemediklerim varmış demek ki.
Yoksa kabullenmek istemedigim şeyler için bu kadar çile..
Tabii daha vakit var değilmi düzelmek için.

Bir şekilde herşey yolunu buluyor,bulur,bulmalı

Merhem Nerede Gizlidir Usta !

Kendi kendinize sığmadıgınız anda gelir bu his..
Bazı insanlara şaşırmamak elde değil.Güç , hırs , (sahte/fazla)sevgi
boğmuş onları.. Unutmuyorlar ki Bu Dünyada oldugu gibi diyer dünyada da
hesap olacagi.. Unutanlara ; Sorarım o zaman neden ölüceksiniz ?

Bu hüzün hep tanıdık bana.. Duydun mu!

Siyahi çalan anlatan renkler o kadar dostki artık bana..Dünyada ki
tek tedavimmişsin gibisine dönekmiş bu senlik..

Sen sen eksildi artık hayatım…Gri renkte dolaşıyorum bir çehre ile..
Yıkılmadım, tek üzüldügüm nokta başarısızlık.Başarısız olmayı kabullenemekti
bu kaç yıl.

Taa ki yeni biri yeni bir renk verene kadar gri olacağım sevgilim duydun mu yeni biri!
Alpay Tayfun

Hayata Yeni Tatlar Lazım

Yazan Alpay Tayfun Ağustos - 16 - 2008

Uzun süredir kendi sitemi açmayı düşünüyordum, nedense hep önüme bir engel geçiyordu ha gayret Alpay şu domainini al diye diye en sonunda aldım.Düşünüyorum da bundan 20-50 yıl sonra tabii ki yaşarsak kendi sitenin durması güzel olmaz mı?!?… 20 sene önceki yazdıgım duygular , çevresel faktörler, dünya nasılmış diyeyip tekrardan okumak… İnşallah olur… O zaman Wp kaç çıkar bilemeyiz tabi ki ne MYSQL ler ne PHP ler =)

Siteme kimler girer diye mi düşündünüz. Evet evet sesleriniz geldi :P
Herkes girsin diye kaygım yok ki benim.Kendimi ifade edebilmek için yazılarımı, çapım da yaptıgım web siteleri ile ilgili geliştirmeler , duyurular v.s. , grafik çalışmalarım , siyaset , gündem şuan aklıma gelmiyor neyse böyle şöyle içeriklerim olacak.
Dört X Dört - Dün Gece şarkısı çalıyor bu ara bu şarkı hoşuma gidiyor ama rock versiyonu.
Temamı Facebook yaptım sade , hoş ve bilindik diye düşündüm.Gerekli Türkçeleştirmeden sonra sanırsam pek eksik bir tarafı kalmadı.
Son olarak Hakkımda bölümünü yaptım bugun birde kendimi tam ifade edemedim sanirsam zamanla düzeltirim tabi ki..

Düzenleme : Temam facebook idi ancak ie 6 da kayıyordu feci şekilde , bende bu temayı buldum :) (ie 6 çok az tema düzgün çalışıyor.. İe 6 kullanan kalmaz umarım kısa sürede :( )